Aradığınız deyim ya da atasözünü, söz konusu deyim ya da atasözünün ilk harfine bakarak bulunuz. Ancak, eğer deyim ya da atasözü ‘a, an, the’ sözcükleriyle başlıyorsa, ikinci sözcüğün ilk harfine göre arama yapınız. Örneğin, 'The apple never falls far from the tree.' atasözü için 'a' harfine bakmalısınız.

B

A bad/rotten apple
İşe yaramaz kişi ya da şey, çürük elma

A bag of bones
Bir deri bir kemik, iğne ipliğe dönmüş, kemikleri sayılan

A bag of nerves
Heyecandan tir tir titreyen

A barking dog never bites.
Havlayan köpek ısırmaz.

A bird in the hand is worth two in the bush.
Bugünkü tavuk yarınki kazdan iyidir.

A bolt from the blue
Beklenmedik kötü haber, kötü sürpriz

A burnt child dreads the fire.
Sütten ağzı yanan yoğurdu üfleyerek yer.

Bad news travels fast.
Kara haber tez duyulur.

Bag and baggage
Pılı pırtıyı toplayarak, tası tarağı toplayarak

Beat it
Çekip gitmek, yaylanmak, toz olmak

Be at someone’s beck and call
Birinin emrine amade olmak, emrinde olmak, kul köle olmak

Be called to the colours
Askere çağrılmak, askere alınmak

Be colourful
Canlı/hareketli/renkli olmak

Be colourless
Sıkıcı/itici/renksiz olmak

Be in bad with someone
Birisiyle arası açık/bozuk olmak

Be in someone’s black books
Birisinin kara listesinde olmak, gözünden düşmek

Be in the red
Borcu olmak

Be left holding the baby/bag
Kabak başına patlamak

Be of the same mind (as somebody)
(birisi ile) Aynı kafada olmak

Be off colour
Keyifsiz/hasta olmak

Be shown the red card
İşinden kovulmak, kapı dışarı edilmek, sepetlenmek

Beauty is only skin-deep.
Yüz güzelliği hamamdan eve, huy güzelliği Urum’dan Şam’a.

Bed of roses
Güllük gülistanlık

Before the Flood
Çok eski, milattan önce

Beggars can’t be choosers.
Dilenciye hıyar vermişler, eğri diye beğenmemiş.

Behind bars
Hapiste, demir parmaklıklar ardında

Better safe than sorry.
Korkulu rüya görmektense uyanık yatmak hayırlıdır.

Between the devil and the deep blue sea
Aşağı tükürsen sakal yukarı tükürsen bıyık

Better late than never.
Geç olsun da güç olmasın.

Beyond question
Tartışmasız, hiç şüphesiz, kesinlikle

Big fish eat little fish.
Büyük balık küçük balığı yer.

Birds of a feather flock together.
Tencere yuvarlanmış kapağını bulmuş.

Bleed someone white
Birisini soyup soğana çevirmek, kanını emmek

Blood is thicker than water.
Et tırnaktan ayrılmaz.

Blue one’s money
Parasını çarçur etmek, dibine darı ekmek, har vurup harman savurmak

Blue stocking
(Evlenip çocuk yapmak yerine) Kariyer peşinde koşan kadın

Break out into floods of tears
Hıçkıra hıçkıra ağlamak, gözyaşlarına boğulmak, iki gözü iki çeşme ağlamak

Break someone’s back
Birini çok çalıştırmak, belini bükmek, canını çıkarmak

Break the back of
(Bir işin) çoğunu bitirmek, kolaylamak

Bridge a/the gap
Açığı kapatmak, eksiği doldurmak

Bring home the bacon
Ekmek parası kazanmak, eve ekmek getirmek

Brown-nose
Dalkavukluk etmek, kıç yalamak, yalakalık yapmak

Build castles in the air
Boş hayaller kurmak, olmayacak duaya amin demek, kendi kendine gelin güvey olmak

The back of beyond
Sapa yer, dünyanın bir ucu

The ball is in your court
Sıra sende/sizde, top sende/sizde

The big banana
Önemli adam, nüfuzlu kişi

The biter is sometimes bit.
Ava giden avlanır.

The black sheep of the family
Ailenin yüz karası