Aradığınız deyim ya da atasözünü, söz konusu deyim ya da atasözünün ilk harfine bakarak bulunuz. Ancak, eğer deyim ya da atasözü ‘a, an, the’ sözcükleriyle başlıyorsa, ikinci sözcüğün ilk harfine göre arama yapınız. Örneğin, 'The apple never falls far from the tree.' atasözü için 'a' harfine bakmalısınız.

S

A soft answer turneth away wrath.
Tatlı dil yılanı deliğinden çıkarır.

A stitch in time saves nine.
Bir mıh bir nal kurtarır, bir nal bir at kurtarır.

Safe bind, safe find.
Eşeğini sağlam kazığa bağla.

Sail under false colours
Olduğundan farklı görünmek, kuzu postuna bürünmek

Save your money for a rainy day.
Ak akçe kara gün içindir.

Scrape the bottom of the barrel
İşe yaramayanları kullanmak, kalanla idare etmek

Scream/Shout blue murder
Avaz avaz bağırmak, yeri göğü inletmek, kıyametleri koparmak

See someone in his/her true colours
Birinin gerçek yüzünü görmek

See red
Gözü dönmek, çok öfkelenmek, gözünü kan bürümek

See the red light
Tehlikeyi görmek, tehlikenin farkına varmak, uyanmak

Send shockwaves through something
Şok etkisi yaratmak

Set a thief to catch a thief.
Dinsizin hakkından imansız gelir.

Settle accounts with somebody
Hesap sormak

Show oneself in one’s true colours
Gerçek yüzünü göstermek

Show the white feather
Korkakça davranmak, tabansız olmak, tavşan gibi ödlek olmak

Show the white flag
Teslim bayrağı çekmek

Shrouds have no pockets
Kefenin cebi yok

Silence gives consent.
Sükût ikrardan gelir.

Sink through the floor
(Utancından) Yerin dibine geçmek

Sleep with dogs and wake up with fleas
İtle yatan bitle kalkar

Smart aleck
Ukala dümbeleği

Spare the rod and spoil the child.
Kızını dövmeyen dizini döver.

Speech is silver, but silence is gold.
Söz gümüş ise sükut altındır.

Spill the beans
Baklayı ağzından çıkarmak

Spread like wild fire
(dedikodu vs) Çabucak yayılmak

Stab someone in the back
Birini arkadan vurmak

Still waters run deep.
Yumuşak huylu atın çiftesi pek olur.

Strike a balance between …
… arasında dengeyi sağlamak, ortasını bulmak

Stop one's ears
Kulak tıkamak

Strike while the iron is hot.
Demir tavında dövülür.

Swallow the bait
Zokayı yutmak, oltaya takılmak

Swim with the tide
Çoğunluğa uymak

The shoemaker's son always goes barefoot.
Terzi kendi söküğünü dikemez.

The sins of the fathers are visited upon the children.
Baba koruk yer, oğlunun dişi kamaşır.

The squeaking wheel gets the grease.
Ağlamayan çocuğa meme vermezler.