ACROSS

1) (tarla, cadde, yol, nehir, vs) Karşıdan karşıya, bir yanından öbür yanına:

She walked across the road.
Yolun karşısına yürüdü./Yolun karşısına geçti.

They are building a new bridge across the river.
Nehrin üstüne yeni bir köprü yapıyorlar.

2) Karşı tarafta:

The bank is just across the road.
Banka, yolun tam karşısında.

3) Her tarafında, her yerinde:

Voting took place peacefully across most of the country.
Oy verme işlemi, ülkenin çoğu yerinde olaysız geçti.

He works for an insurance company that has over 120 offices across Europe.
Avrupa’nın her yerinde 120’den fazla ofisi bulunan bir sigorta şirketinde çalışıyor.

He felt a burning pain across his forehead.
Alnında şiddetli bir ağrı hissetti.

A broad smile spread across the old man’s face.
Yaşlı adamın yüzüne koca bir gülümseme yayıldı.

4) Boylu boyunca:

His body lay across the doorway where he had fallen.
Cesedi, düştüğü kapı eşiğinde boylu boyunca yatıyordu.