AS WELL AS

As well as, “hem ... hem de ..., yanı sıra” anlamındadır:

She's got a goat, as well as five cats and three dogs.
Beş kedisi ve üç köpeğinin yanı sıra bir de keçisi var.

He's clever as well as nice.
Hem akıllı hem de hoş.

She works in television as well as writing children's books.
Çocuk kitabı yazmanın yanı sıra televizyonda da çalışıyor.

Cümledeki bazı bilgiler zaten biliniyorsa, bu bilgiyi as well as’den sonra cümle kurmadan kısaca verebiliriz:

As well as birds, some mammals can fly.
Kuşların yanı sıra, bazı memeliler de uçabilir. (Birds can fly, as well as some mammals denmez.)

They speak French in parts of Italy as well as France.
Fransa’nın yanı sıra Italya’nın bazı bölgelerinde de Fransızca konuşurlar. (They speak French in France as well as parts of Italy denmez.)

As well as’den sonra eğer bir fiil gelecekse çoğunlukla –ing olarak gelir:

Smoking is dangerous, as well as making you smell bad.
Sigara içmek hem tehlikelidir hem de insanın üstünü başını kokutur. (... as well as it makes you smell bad denmez.)

As well as breaking his leg, he hurt his arm.
Hem bacağını kırdı hem de kolunu incitti. (... as well as he broke his leg ... denmez.)

Ana cümlede eğer bir fiilin mastar hâli varsa as well as’den sonra diğer fiilin yalın hâli kullanılır:

I have to feed the animals as well as look after the children.
Hem hayvanları beslemek hem de çocuklara bakmak zorundayım.

Ancak as well as’den sonra bir cümlecik geliyorsa anlam değişir:

She sings as well as playing the piano.
Hem şarkı söyler hem de piyano çalar.

She sings as well as she plays the piano.
Şarkı söylemesi, piyano çalması kadar iyidir.