BE SUPPOSED TO

Be supposed to yapısından sonra fiilin yalın hâli kullanılır ve “…mesi gerekir, …mesi beklenir” anlamına gelir:

You are supposed to make a copy of the contract before you mail it.
Göndermeden önce sözleşmenin bir kopyasını alman gerekir.

Catholics are supposed to go to church on Sundays.
Katoliklerin pazar günleri kiliseye gitmeleri gerekir. (Onlardan bunu yapmaları beklenir.)

We're supposed to pay the Council Tax at the beginning of the month.
Belediye vergisini ay başında ödememiz gerekiyor.

Beklenenin aksi çıkan durumlarda kullanılır:

Lucy was supposed to come to lunch. What's happened?
Lucy yemeğe gelecekti. Ne oldu?

Cats are supposed to be afraid of dogs, but ours isn't.
Kediler köpeklerden aslında korkar ama bizimki korkmuyor.

Bu yapı sorularda kullanıldığında ortada bir sorun var demektir:

The train's already left. What are we supposed to do now?
Tren çoktan gitmiş. Şimdi ne yapacağız?

How am 1 supposed to finish all this work by 10 o'clock?
Bütün bu işleri saat 10’a kadar nasıl bitireceğim?

Am I supposed to be at the meeting on Friday?
Cuma günkü toplantıda olmam mı gerekiyor?

Yapı ayrıca genel olarak beklenilen/inanılan durumlar için kullanılır:

This stuff is supposed to kill flies. Let's try it.
Bu zımbırtı sinekleri öldürüyormuş. Bir deneyelim.

Latin America is supposed to be a pretty inexpensive place to travel.
Latin Amerika, gezmek için oldukça ucuz bir yermiş.

This restaurant is supposed to make excellent salads.
Bu lokanta harika salatalar yapıyormuş.

 

Önceki: BE ALLOWED TO
Sonraki: BE TO