ADVERBS

Bir fiilin, bir sıfatın ya da bir başka zarfın anlamını zaman, yer, ölçü, nitelik, soru kavramları bakımından etkileyen sözcüklere zarf denir.

1) Bir işin nasıl yapıldığını ya da nasıl meydana geldiğini anlatmak için durum zarfı (adverb of manner) kullanılır. Yani cümlenin fiiline sorulan "nasıl" sorusuna yanıt veren sözcük durum zarfıdır:

We waited anxiously by the phone. (Nasıl bekledik?)
Telefonun başında endişeyle bekledik.

He was driving too fast. (Nasıl araba kullanıyordu?)
Çok hızlı araba kullanıyordu.

We fought bravely.
Cesurca dövüştük.

We'll have to walk quickly to get there on time.
Oraya zamanında varmak için hızlı yürümemiz gerekecek.

She speaks very slowly.
Çok yavaş konuşur.

2) Fiilin "nerede" meydana geldiğini anlatmak için yer zarfı (adverb of place) kullanılır:

A flock of geese flew overhead.
Başımızın üstünden bir kaz sürüsü geçti.

Please stand here.
Lütfen burada durun.

We live quite near the school.
Okula çok yakın oturuyoruz.

Put the chair there.
Sandalyeyi oraya koy.

3) Fiilin "ne zaman" meydana geldiğini anlatmak için zaman zarfı (adverb of time) kullanılır:

My sister was born on 5 July 1965.
Kız kardeşim 5 Temmuz 1965'te doğdu.

It'll get dark soon.
Az sonra karanlık basacak.

They're coming next week.
Önümüzdeki hafta geliyorlar.

4) Durum, yer ve zaman zarfları normal olarak cümlenin ana fiilinden sonra gelir:

Tom Jones sang beautifully.
Tom Jones güzel (şarkı) söyledi.

The pencil was lying on the sofa.
Kalem kanepenin üzerinde duruyordu.

I went to Kadıköy yesterday.
Dün Kadıköy'e gittim.

5) Eğer ana fiilin bir nesnesi varsa, o zaman zarf nesneden sonra konur:

I had to make my decision immediately.
Kararımı hemen vermek zorundaydım.

My wife took the plates to the kitchen.
Karım tabakları mutfağa götürdü.

I'd like to speak English fluently.
İngilizceyi akıcı konuşmak istiyorum.

6) Cümlede birden fazla zarf kullanılıyorsa, genellikle önce durum zarfı, sonra yer zarfı ve daha sonra zaman zarfı kullanılır:

We were sitting quietly in the living room. (durum+yer)
Oturma odasında sessizce oturuyorduk.

The mayor spoke very well at the village hall last week. (durum+yer+zaman)
Belediye başkanı geçen hafta köy binasında çok iyi konuştu.

Ancak bu sıra, vurgulamak istediğiniz şeye göre değişebilir:

I was sitting in the car anxiously.
Arabada endişe içinde oturuyordum.

At the meeting the other day the chairman spoke very well.
Geçen günkü toplantıda başkan çok iyi konuştu.

7) Sıklık zarfları (adverbs of frequency) ve olasılık zarfları (adverbs of probability) cümlede genellikle ana fiilden önce gelir:

I occasionally come to London.
Ara sıra Londra'ya gelirim.

The play finishes at 11:30, so I'll probably be home about midnight.
Oyun 11:30'da bitiyor, ben de muhtemelen gece yarısı evde olurum.

He inherited $ 100.000 yesterday and he's already decided what to do with it.
Dün kendisine 100.000 dolar miras kaldı ve daha şimdiden parayı ne yapacağına karar verdi bile.

8) Ancak vurgulama amacıyla zarflar cümle başına da konulabilir:

Slowly, he opened the door.
Yavaşça kapıyı açtı.

In April I went to Bodrum.
Nisanda Bodrum'a gittim.

Next to the table stood a big dog.
Masanın yanıbaşında büyük bir köpek duruyordu.

9) Kimi zaman zarflar, yine vurgulama amacıyla, fiilden önce kullanılabilir:

She deliberately bought it because it was cheap.
Onu ucuz olduğu için özellikle aldı.

I very much wanted to come with you.
Seninle gelmeyi çok istiyordum.

Zarfların türetilmesi

Kuralsız olanlar dışında zarflar genellikle sıfatlardan türetilirler. Bu türetme 3 biçimde olur:

1) Sıfatın sonuna -ly eki getirilir:

bad, badly                     careful, carefully              quick, quickly               slow, slowly

Michael is a very careful worker. (sıfat)
Michael çok dikkatli bir işçidir.

Michael works very carefully. (zarf)
Michael çok dikkatli çalışır.

Ancak her sıfata -ly getirilmeyip istisnalar söz konusudur:

-le, -ly gentle gently          -y, -ily easy easily              -ue, -uly true truly           -ll, -lly full fully

Burada dikkat edilmesi gereken bir başka nokta da, sonu her -ly ile biten sözcüğün zarf olmamasıdır. Bu tip sözcükleri ezberlemekten başka seçenek yoktur:

friendly, lovely, lonely, likely, ugly, deadly, cowardly, silly

Zarf gibi gözüküp aslında sıfat olan yukarıdaki sözcüklerden başka, sonu yine -ly ile biten ancak hem sıfat hem zarf olan sözcüklere de rastlamak olasıdır:

daily, weekly, monthly, yearly, early

A daily (sıfat) paper is published daily (zarf).
Günlük gazete günlük yayımlanır.

If you finish early (zarf) you can go home.
İşin erken biterse eve gidebilirsin.

The fire alarm is tested weekly. (zarf)
Yangın alarmı her hafta kontrol edilir.

We should work out what our weekly costs are. (sıfat)
Haftalık masraflarımızın ne kadar olduğunu hesaplamalıyız.

2) Kimi sıfatlar biçim değiştirmeden zarf olarak kullanılır:

fast, fast                hard, hard          right, right             wrong, wrong            late, late

I like fast cars. (sıfat)
Hızlı arabaları severim.

The accident was caused by people driving too fast. (zarf)
Kaza, çok hızlı araba kullanan kişiler yüzünden oldu.

We always have a late breakfast on Sunday mornings. (sıfat)
Pazar sabahları hep geç kahvaltı yaparız.

Pat's just phoned to say she's working late and won't be back till ten. (zarf)
Pat az önce, geç saatlere kadar çalışacağını ve saat ona kadar gelemeyeceğini söylemek için aradı.

İngilizcede hardly ve lately diye iki sözcük vardır ki bunlar, her ne kadar -ly ile bitseler de hard ve late sözcüklerinin zarf biçimleri değildir ve anlamları tamamen farklıdır:

He hardly ate anything.
Hemen hemen hiç bir şey yemedi.

The factory has been sold just lately to a small firm.
Fabrika daha geçenlerde küçük bir firmaya satıldı.

3) Good sıfatının zarf biçimi kuralsız olup well’dir:

He is a good player.
İyi bir oyuncudur.

He plays well.
İyi oynar.

Ancak kimi zaman well, kişilerin sağlığından söz edilirken sıfat olarak da kullanılır:

How are you?____I am very well, thank you.
Nasılsınız?___Çok iyiyim, teşekkür ederim.

Sıklık (adverbs of frequency) ve olasılık (adverbs of probability) zarfları

Sıklık zarfları, adından da anlaşıldığı gibi, bir işin ne kadarda bir yapıldığını anlatmak için kullanılır:

always, ever, frequently, hardly ever, never, a lot, normally, occasionally, often, rarely, sometimes, usually

We usually go to Spain in July.
Temmuzda çoğunlukla İspanya'ya gideriz.

Will you always love me?
Beni hep sevecek misin?

I rarely have time to read a newspaper.
Gazete okumaya pek zamanım olmuyor.

He sometimes works downstairs.
Bazen alt katta çalışır.

It very often rains here in April.
Burada nisan ayında çok sık yağmur yağar.

He visits me occasionally.
Beni ara sıra ziyaret eder.

Olasılık zarfları ise, bir şeyden ne kadar emin olduğumuzu söylemek için kullanılır:

perhaps, certainly, definitely, maybe, obviously, possibly, really, probably

She will certainly win the election if the opinion polls are accurate.
Kamuoyu yoklamaları doğruysa kesinlikle seçimi kazanır.

He can't possibly have drunk all that on his own!
Hepsini kendi başına içmiş olması mümkün değil!

This room is really hot.
Bu oda gerçekten sıcak.

Obviously the school cannot function without teachers.
Açıkçası öğretmenler olmadan okulun bir işlevi yoktur.

He hasn't written to me recently; perhaps he's lost my address.
Bana son zamanlarda yazmadı; belki de adresimi kaybetmiştir.

Sıfatlar ile zarflar arasındaki farklar

1) Sıfatlar, adları niteleyen sözcüklerdir. İki türlü kullanılabilirler:

a) Adlardan önce kullanılırlar ve buna "niteleme durumu" denir:

a beautiful song = güzel bir şarkı

b) Be, seem, feel, taste, look gibi fiillerden (linking verbs) sonra kullanılırlar ve buna da "yüklem durumu" denir:

He looks tired.
Yorgun gözüküyor.

2) Zarflar, fiilin "nasıl, nerede, ne zaman" yapıldığını anlatabilmek için kullanılırlar:

She sang beautifully.
Güzel (şarkı) söyledi.

I'm coming soon.
Hemen geliyorum.

3) Zarflar, sıfatları da nitelerler:

I'm terribly tired.
Çok/Acayip yorgunum.

4) Bir zarf, bir başka zarfı da niteleyebilir:

He went terribly quickly.
Çabucacık gidiverdi.

5) Zarflar, bütün bir cümleyi de niteleyebilir:

Actually, I can't come.
Aslına bakarsan gelemem.

Sıfat mı zarf mı?

İngilizcede, öğrenenlerin kafasını oldukça karıştıran durumlar vardır. Kimi sözcükler sıfat gibi gözüküp zarf görevi üstlenirken, kimileri de zarf gibi gözüküp sıfat görevi görürler. Kimi durumda da hem sıfat hem de zarf olabilirler. Bu konuya daha önce kısmen değinildiyse de, aşağıda daha ayrıntılı olarak verilmiştir:

clean

Zarf olarak “tamamen, tam” gibi anlamlara gelir:

Sorry I didn’t come; I clean forgot.
Gelmediğim için özür dilerim; hepten unutmuşum/unutup gitmişim.

The bullet went clean through his shoulder.
Kurşun tam omuzundan girdi.

dead

Zarf olarak “tamamen, çok, kesinlikle” gibi anlamlara gelir:

I am dead tired.
Çok yorgunum.

You’re dead right.
Çok haklısın.

He was dead drunk.
Kör kütük sarhoştu.

Bu arada deadly, zarf gibi gözükse de sıfat olup “öldürücü” anlamındadır:

deadly poison = öldürücü zehir
deadly weapon = öldürücü silah

direct

Zarf olarak özellikle yolculuklarda kullanılır:

He came direct to London.
Doğruca Londra’ya geldi.

The train goes there direct.
Tren oraya aktarmasız gidiyor.

easy

Kimi özel durumlarda zarf olarak kullanılır:

Take it easy!
Keyfine bak!, takma kafana!

Easy come easy go.
Haydan gelen huya gider.

Go easy!
Yavaş git!, ağır ol!

fair

Kimi ifadelerde bir fiilden sonra zarf olarak kullanılır:

play fair = kurallara uygun oynamak, centilmence oynamak
fight fair = adilane dövüşmek

fast

Zarf olarak “hızlı, çabuk, süratli; tamamen; sıkı” anlamlarında kullanılır:

Don’t speak so fast.
O kadar hızlı konuşma.

He was fast asleep.
Mışıl mışıl uyuyordu.

hold fast to something = bir şeyi sıkı sıkı tutmak

fine

Zarf olarak “iyi, güzel” anlamında kullanılır:

That suits me fine.
Bu bana iyi yakışıyor.

Finely zarfı ise, “ince ince, küçük küçük” anlamında kullanılır:

carrots finely chopped up = küçük küçük doğranmış havuçlar
a finely tuned engine = ince ayar yapılmış motor

flat

Zarf olarak aşağıdaki örneklerde gösterildiği gibi kullanılır:

He fell flat on his back.
Sırt üstü iki seksen uzandı.

He knocked his opponent flat.
Rakibini yere serdi.

The earthquake laid the city flat.
Deprem kenti yerle bir etti.

free

Zarf olarak bir fiilden sonra kullanıldığında “ücretsiz, bedava” anlamına gelir:

You can eat free in my restaurant whenever you like.
İstediğiniz zaman benim lokantada bedava yiyebilirsiniz.

Freely ise “serbestçe, rahat rahat” anlamındadır:

You can speak freely; I won’t tell anyone what you say.
Rahat rahat konuşabilirsin; dediklerini kimseye söylemem.

hard

Zarf olarak “sertçe, hızlı, tüm gücüyle; çok” anlamında kullanılır:

Hit it hard.
Hızlı vur.

Don’t work too hard.
Çok çalışma.

Hardly ise “hemen hemen hiç, neredeyse hiç” anlamındadır:

I hardly know her.
Onu neredeyse tanımıyorum.

I’ve hardly got any clean clothes left.
Temiz giyeceğim neredeyse kalmamış.

high

“Yükseğe” ya da “yüksekte” anlamlarında kullanılır:

He can jump really high.
Gerçekten yükseğe zıplayabiliyor.

Throw the stone as high as you can.
Taşı atabildiğin kadar yükseğe at.

Highly ise “çok fazla, oldukça” anlamındadır:

The film was highly amusing.
Film çok eğlenceliydi.

I can highly recommend it.
Onu çok tavsiye edebilirim.

He always speaks highly of you.
Seni hep göklere çıkarır.

just

Zarf olarak birçok anlamda kullanılır:

I’ve just had dinner.
Yemeği yeni yedim.

This is just what I wanted.
Tam istediğim gibi.

He is just an ordinary man.
Yalnızca sıradan bir adam.

late

Zarf olarak “geç” anlamındadır:

I always get up late.
Hep geç kalkarım.

Lately ise “son zamanlarda, geçenlerde” anlamındadır:

I haven’t been to the theatre much lately.
Son zamanlarda tiyatroya pek gitmedim.

Have you seen Sam lately?
Son zamanlarda Sam’i gördün mü?

loud

Özellikle talk, speak, laugh fiillerinden sonra zarf olarak “yüksek sesle, bağıra bağıra” anlamında kullanılır:

Don’t talk so loud.
O kadar bağırarak konuşma.

Loudly sözcüğü de hemen hemen aynı anlamda kullanılır:

Someone knocked loudly at the door.
Biri kapıya güm güm vurdu.

low

Hem zarf hem de sıfat olarak kullanılır:

a low wall = alçak bir duvar
a low shelf = alçak bir raf
buy low and sell high = düşükten alıp yüksekten satmak

pretty

Zarf olarak “oldukça” anlamında kullanılır:

It’s pretty cold outdoors today.
Bugün dışarısı oldukça soğuk.

Prettily ise “güzel biçimde, hoş tarzda” anlamındadır:

Isn’t Susan dressed prettily?
Susan güzel giyinmemiş mi?

right

Zarf olarak “tam” anlamında kullanılır:

She was standing right in the middle of the room.
Odanın tam ortasında duruyordu.

She arrived right after the breakfast.
Tam kahvaltıdan sonra geldi.

“Doğru, doğru olarak” anlamında hem right hem de rightly kullanılabilir:

If I am rightly informed …
Doğru bilgilendirildiysem …

Did I do it right?
Doğru yaptım mı?

sharp

Zarf olarak “tam zamanında, dakik olarak” anlamlarında kullanılır:

The meeting starts at 4 o’clock sharp; don’t be late.
Toplantı saat tam 4’te başlar; geç kalma.

short

Zarf olarak “aniden, zınk diye” anlamında kullanılır:

The driver stopped short when the child ran into the street.
Çocuk caddeye fırlayınca sürücü zınk diye durdu.

Shortly ise “az sonra, birazdan; kısaca, özetle; kaba bir biçimde” anlamlarında kullanılır:

Mr Jones will be back shortly.
Bay Jones az sonra dönecek.

He explained his meaning shortly but clearly.
Demek istediğini kısaca ama açıkça anlattı.

He answered shortly that he didn’t care what I thought.
Ne düşündüğümün kendisini ilgilendirmediğini kaba bir biçimde söyledi.

sound

Zarf olarak yalnızca sound asleep (=mışıl mışıl uyumakta) deyiminde kullanılır. Bunun dışındaki durumlarda soundly kullanılır:

She slept soundly throughout the night.
Gece boyunca mışıl mışıl uyudu.

straight

Hem sıfat hem de zarf olarak kullanılır:

A straight line is the shortest distance between two points. (sıfat)
Düz çizgi, iki nokta arasındaki en kısa uzaklıktır.

Go straight to school without stopping. (zarf)
Hiç durmadan doğruca okula git.

sure

Özellikle Amerikan İngilizcesinde zarf olarak “elbette, muhakkak, kuşkusuz” anlamında kullanılır:

“Can I borrow your car?” “Sure.”
“Arabanı ödünç alabilir miyim?” “Elbette.”

tight

Zarf olarak tightly yerine kullanılabilir:

She held him tight in her arms.
Ona sıkıca sarıldı.

well

Zarf olmasına karşın “sağlığı iyi” anlamında sıfat olarak da kullanılır:

She’s been ill a lot recently but she’s looking well now.
Son zamanlarda çok hastalandı ama şimdi iyi görünüyor.

wide

Zarf olarak “açık biçimde, ardına kadar” anlamında kullanılır. Widely ise “yaygın biçimde, geniş çapta, büyük ölçüde” anlamındadır:

The door was wide open.
Kapı ardına kadar açıktı.

“Open wide” said the dentist.
Diş doktoru “Ağzını iyice aç.” dedi.

It’s widely believed that the government will lose the election.
Hükûmetin seçimi kaybedeceğine büyük ölçüde inanılıyor.

wrong

Zarf olarak “yanlış, hatalı” anlamında kullanılır:

You guessed wrong.
Yanlış tahmin ettin.

Wrongly ise “yanlış olarak, haksız yere” anlamındadır:

We believe he was wrongly convicted of the murder.
Haksız yere cinayetten suçlu bulunduğuna inanıyoruz.

Önceki: ADJECTIVES
Sonraki: CAUSATIVE