CAUSATIVE

Bir işi kendimiz yapmayıp başkasına yaptırıyorsak ettirgen çatı kullanırız. Örneğin, ‘Arabamı yıkadım.’ cümlesinden, kişinin işi kendisinin yaptığı anlaşılmaktadır. Oysa ki ‘Arabamı yıkattım.’ cümlesinden işi başkasına yaptırdığı anlaşılır. Türkçede bu çatı, -ir-, -tir- ya da -t- eklerinden birinin ya da ikisinin üst üste getirilmesiyle kurulur (boyatmak, tamir ettirmek ...). İngilizcede ise bu çatı, çeşitli fiillerle kurulur (have, get, make, let).

Have/get+object+past participle (done)

Bu yapıda, have ve get fiillerinden sonra söz konusu nesne ve ardından gerekli fiilin past participle hâli getirilir. Cümlede işi yapan kişiye yer verilmez. Have ve get fiilleri, cümle hangi zamanda ise ona göre çekilmeli, cümlenin past participle kısmı sabit kalmalıdır:

She had/got her hair dyed yesterday.
Dün saçını boyattı.

I should have/get my hair cut.
Saçımı kestirmem lazım.

They had/got the roof repaired.
Çatıyı tamir ettirdiler.

We are having/getting the house painted.
Evi boyatıyoruz.

They haven’t had/got a telephone installed yet.
Daha telefon taktırmadılar.

How often do you have/get your car serviced?
Ne kadarda bir arabanı servise götürüyorsun?

Why don’t you have/get your jacket cleaned?
Ceketini niye temizletmiyorsun?

Have/get+object+past participle yapısının bazen farklı bir anlamı da vardır:

I had all my money stolen while I was on holiday.
Tatildeyken tüm paramı çaldırdım. (= Cümle, ‘Bu işi bir başkasına yaptırdım.’ anlamına gelmiyor. Kişinin istemi dışında yaşanmış kötü bir olay, edilgen anlamda ifade ediliyor ve cümle ‘Tüm param çalındı.’ anlamına geliyor.)

Brian had his nose broken in a fight.
Brian’ın burnu bir kavgada kırıldı.

We had our office broken into.
Büromuz soyuldu.

Have+object+do & Get+object+to do

Birisine bir şey yaptırmayı anlatmak istediğimizde bu iki yapıdan birini kullanabiliriz. Get fiilinin to ile kullanılması gerektiğine dikkat edilmelidir. Ayrıca object denilen yere sadece kişi değil, bir kuruluş adı da gelebilmektedir:

The secretary had everybody fill out a form.
Sekreter, herkese form doldurttu.

They are having Sally prepare a meal.
Sally’ye yemek hazırlatıyorlar.

I had the garage repair my car.
Arabamı servise tamir ettirdim.

Get+object+to infinitive yapısındaki get fiili, birini bir şey yapmaya ‘ikna etmek’ anlamındadır. İçeriğinde çoğunlukla bir ‘zorla yaptırma’ kavramı vardır:

I can’t get that child to go to bed.
Şu çocuğu yatıramıyorum.

Get Susan to help us if you can.
Yapabilirsen Susan’ı bize yardım etmesi için ikna et.

See if you can get the car to start.
Bak bakalım arabayı çalıştırabilecek misin?

Make+object+do

Bu yapıda ‘neden olmak’ ya da ‘zorlamak’ kavramı vardır:

Hot weather makes me feel uncomfortable.
Sıcak hava beni rahatsız eder.

Slow music makes me sleep.
Slow müzik beni uyutur.

I made my sister cry.
Kız kardeşimi ağlattım.

The film made me cry.
Film beni ağlattı.

I can’t make the dishwasher work.
Bulaşık makinesini çalıştıramıyorum.

Ancak bu yapı, edilgen (passive) çatıda to alır:

They made me repeat the whole story. (= Tüm hikâyeyi bana tekrarlattılar.)
I was made to repeat the whole story. (= Tüm hikâye bana tekrarlatıldı.)

Let+object+do

Bu yapı, ‘birinin bir şey yapmasına izin vermek’ anlamına gelir:

My father let me drive his car the other day.
Babam geçen gün bana arabasını kullandırdı./kullanmama izin verdi.

My sister wouldn’t let me read the letter.
Kız kardeşim mektubu okumama izin vermezdi.

Let somebody know, ‘bildirmek’ anlamına gelir:

I’ll let you know the exam dates tomorrow.
Sınav tarihlerini sana yarın bildiririm.

Let somebody have, ‘göndermek’ ya da ‘vermek’ anlamındadır:

Can you let me have the bill for the car repair?
Arabanın tamir faturasını bana gönderebilir misiniz?

Let fiili, edilgen (passive) çatıda pek kullanılmaz. Onun yerine allow tercih edilir:

After questioning they let him go home.
Sorguladıktan sonra onun eve gitmesine izin verdiler.

After questioning he was allowed to go home.
Sorgulandıktan sonra evine gitmesine izin verildi.

Önceki: ADVERBS
Sonraki: CLEFT SENTENCES