PASSIVE VOICE

‘Edilgen’ cümlenin ne olduğunu daha iyi anlayabilmek için önce ‘etken’ cümlenin ne olduğunu bilmek gerekir:

People speak English all over the world.
özne      fiil    nesne          yer
İnsanlar bütün dünyada İngilizce konuşuyor.

Cümledeki fiili kimin yaptığı bellidir. Yani ‘konuşmak’ fiilini ‘insanlar’ yapmaktadır. İşte fiili kimin yaptığı belli olan böyle cümlelere ‘etken’ cümleler denir. Ancak, kimi cümlelerde ya özne bilinmez ya da öznenin bilinmesi çok önem taşımaz:

English is spoken all over the world.
İngilizce bütün dünyada konuşuluyor.

Cümlede ‘konuşmak’ fiilini kimin yaptığı belli değildir. Bu tip cümlelere de ‘edilgen’ cümleler denir. Türkçede bu,    -(i)l- ve –(i)n- çatı ekleriyle kurulur (kır-ıl-mak, bil-in-mek).

Edilgen cümle yapmanın ilk koşulu, kullanılan fiilin geçişli, yani nesne alan bir fiil olmasıdır. Nesne almayan geçişsiz fiillerle edilgen cümle yapılamaz. Örneğin, break, see, find, clean, build gibi fiiller nesne alırlar. Go, die, sleep, come, run gibi fiiller ise nesne almazlar. Bir fiilin nesne alıp almadığını anlamanın yolu, fiile ‘neyi, neye, kimi, kime?’ sorularının sorulmasıdır. ‘Görmek’ fiiline ‘neyi gördün?’ ya da ‘kimi gördün?’ sorularını sorun, cevap alırsınız. Öyleyse ‘görmek’ fiili geçişli, yani nesne alan bir fiildir ve edilgen çatıda kullanılabilir.

Birçok konuda olduğu gibi bu konuda da bazı istisnalar vardır ve bunlar için kesin kurallar yoktur. Bu tip istisnaların öğrenilmesi tecrübeyle, çok okuyarak, kafa yorarak olacaktır. Mesela, yukarıda nesne almayan fiiller edilgen yapılamaz dedik. Ama ‘durum bildiren’ fiiller (stative verbs = have, resemble, fit, suit, lack) nesne almalarına rağmen edilgen olarak kullanılmazlar. Aşağıda altı çizili kelimeler nesnedir:

I have a nice car.
Güzel bir arabam var. (= A nice car is had by me. denmez)

These shoes don’t fit me.
Bu ayakkabılar bana olmuyor. (= I am not fitted by these shoes. denmez)

Aynı biçimde, edatlarla (preposition) kullanılan ve nesne alan bazı fiiller de edilgen yapılmazlar:

They agreed with the teacher.
Öğretmenle aynı fikirdeydiler. (= The teacher was agreed with by them. denmez)

Edilgen cümlelerde by sözcüğünün (agent) kullanımı

Edilgen cümlede eğer fiili yapanı söylememiz gerekiyorsa çoğunlukla by sözcüğü kullanılır. Bu sözcüğe agent denir. Fakat her edilgen cümlede fiili yapanı belirtmek diye bir kural yoktur. Gerekmiyorsa söylenmez:

Turkish is spoken in Turkey.
Türkiye’de Türkçe konuşulur.

Bu cümlede ‘konuşmak’ fiilini kimin yaptığını söylemeye gerek yoktur. Dolayısıyla by sözcüğüne de gerek yoktur.

This watch was bought by my father last year.
Bu saat, geçen yıl babam tarafından alındı.

Ama bu cümlede saati alanın ‘babam’ olması önemlidir ve söylenmesi gerekir. Burada by sözcüğü kullanılmalıdır. Ancak her edilgen cümlede by kullanılmayıp başka edatlar da (preposition) kullanılabilir:

Are you frightened of snakes?
Yılanlardan korkar mısın?

We are very worried about our future.
Geleceğimizden çok endişeliyiz.

The room was filled with thick smoke.
Odayı yoğun bir duman kaplamıştı.

Etken bir cümle nasıl edilgen yapılır?

Önce etken cümlenin nesnesi bulunur:

The man stole the car.
Adam arabayı çaldı.

Nesneyi bulabilmek için, özneye ‘neyi’ yaptığını sormak gerekir (= Adam neyi çaldı?). Bu soruya cevap veren sözcük (= arabayı) nesnedir. İşte bulduğumuz bu nesneyi, edilgen cümlenin başına getirerek onun öznesi yaparız:

The car .......

Daha sonra, aşağıda örneklerini göreceğiniz gibi, etken cümlenin zamanına (tense) göre gerekli değişiklikleri uygularız. Sürekli zamanlarda (continuous tenses) being, perfect zamanlar da ise been eklenir. Cümlenin zamanı ne olursa olsun, bütün edilgen cümlelerde fiil past participle haldedir (seen, taken …). Eğer etken cümle bir modal ile kurulmuşsa, bu modal aynen alınıp arkasına be fiili eklenir:

The car was stolen.
Araba çalındı.

Şimdi edilgen cümlelerin, etken cümlelerden dönüştürülürken zamanlara (tenses) göre nasıl değişikliğe uğradıklarını örneklerle görelim:

The simple present tense (özne+am/is/are+past participle)

They teach Italian. = Italian is taught.
Onlar İtalyanca öğretirler. = İtalyanca öğretilir.

The present continuous tense (özne+am/is/are+being+ past participle)

They are teaching Italian. = Italian is being taught.
Onlar İtalyanca öğretiyorlar. = İtalyanca öğretiliyor.

The present perfect tense (özne+have/has+been+ past participle)

They have taught Italian. = Italian has been taught.
Onlar İtalyanca öğrettiler. = İtalyanca öğretildi.

The present perfect continuous tense

They have been teaching Italian. (Bu zamanın edilgen biçimi yoktur.)
Onlar İtalyanca öğretiyorlar.

The simple past tense (özne+was/were+ past participle)

They taught Italian. = Italian was taught.
Onlar İtalyanca öğrettiler. = İtalyanca öğretildi.

The past continuous tense (özne+was/were+being+ past participle)

They were teaching Italian. = Italian was being taught.
Onlar İtalyanca öğretiyorlardı. = İtalyanca öğretiliyordu.

The past perfect tense (özne+had+been+ past participle)

They had taught Italian. = Italian had been taught.
Onlar İtalyanca öğretmişlerdi. = İtalyanca öğretilmişti.

The past perfect continuous tense

They had been teaching Italian. (Bu zamanın edilgen biçimi yoktur.)
Onlar İtalyanca öğretmekteydiler. 

The future tense (özne+will/shall+be+ past participle ya da özne+am/is/are+going to+be+ past participle)

They will teach Italian. = Italian will be taught.
They are going to teach Italian. = Italian is going to be taught.
Onlar İtalyanca öğretecekler. = İtalyanca öğretilecek.

The future continuous tense

They will be teaching Italian. (Bu zamanın edilgen biçimi yoktur.)
Onlar İtalyanca öğretiyor olacaklar.

The future perfect tense (özne+will/shall+have+been+ past participle)

They will have taught Italian. = Italian will have been taught.
Onlar İtalyanca öğretmiş olacaklar. = İtalyanca öğretilmiş olacak.

The future perfect continuous tense

They will have been teaching Italian. (Bu zamanın edilgen biçimi yoktur.)
Onlar İtalyanca öğretmekte olacaklar. 

Modals (özne+modal+be+ past participle)

They can teach Italian. = Italian can be taught.
İtalyanca öğretebilirler. = İtalyanca öğretilebilir.

They must teach Italian. = Italian must be taught.
İtalyanca öğretmeliler. = İtalyanca öğretilmeli.

They have to teach Italian. = Italian has to be taught.
İtalyanca öğretmek zorundalar. = İtalyanca öğretilmek zorunda.

They should teach Italian. = Italian should be taught.
İtalyanca öğretmeleri lazım. = İtalyancanın öğretilmesi lazım.

They may teach Italian. = Italian may be taught.
İtalyanca öğretebilirler. = İtalyanca öğretilebilir.

Daha önce de belirtildiği gibi edilgen cümleler aslında yalnızca geçişli fiillerle kurulur. Ancak kimi fiiller (sit, sleep, run, walk, arrive, come) kendileriyle kullanılan edatları (preposition) alarak edilgen çatıda kullanılabilirler:

The members came to no conclusion. = No conclusion was come to.
Üyeler bir sonuca varmadı. = Bir sonuca varılmadı.

I haven't slept in my bed. = My bed hasn't been slept in.
Yatağımda uyumadım. = Yatağımda uyunmadı.

He sat on my hat. = My hat was sat on.
Şapkamın üzerine oturdu. = Şapkamın üzerine oturuldu.

İki nesneli fiillerin edilgen yapılması

İngilizcede kimi fiillerin iki nesnesi vardır: dolaysız nesne (direct object) ve dolaylı nesne (indirect object):

The company has given me a car.
Şirket bana bir araba verdi. 

me: dolaylı nesne (indirect object)
a car: dolaysız nesne (direct object)

Bu tür etken cümleler iki biçimde edilgen yapılır:

1) Cümlenin dolaylı nesnesinin özne biçimi (me=I, you=you, us=we, them=they, him=he, her=she, it=it) edilgen cümlenin başına getirilir ve edilgen cümle yapma kuralları uygulanır:

I have been given a car.
Bana bir araba verildi. 

2) Cümlenin dolaysız nesnesi ( a car), edilgen cümlenin başına getirilir ve edilgen cümle yapma kuralları uygulanır:

A car has been given to me.
Bana bir araba verildi.

Şimdi başka örnekler verelim:

Deborah sent her husband a letter.
Deborah kocasına bir mektup gönderdi. 

1) Her husband was sent a letter.
2) A letter was sent to her husband.
Kocasına bir mektup gönderildi.

They haven’t told him the bad news.
Ona kötü haberi söylemediler. 

1) He hasn’t been told the bad news.
2) The bad news hasn’t been told to him.
Kötü haber ona söylenmedi.

Ancak kimi fiiller vardır ki, iki nesnesi varmış gibi gözükse de, yalnızca bir tek biçimde edilgen yapılabilir:

They have called the twins Susan and Thomas. = The twins have been called Susan and Thomas.
İkizlere Susan ve Thomas adlarını verdiler. = İkizlere Susan ve Thomas adları verildi.

We will call our dog ‘Tarçın.’ = Our dog will be called ‘Tarçın.’
Köpeğimize ‘Tarçın’ adını koyacağız. = Köpeğimize ‘Tarçın’ adı konacak.

Sıfatlarla kullanılan kimi fiiller de tek bir biçimde edilgen yapılırlar:

The boy made his shoes muddy. = His shoes were made muddy.
Çocuk, ayakkabılarını çamurladı. = Ayakkabıları çamurlandı.

The police will hold you responsible for the accident. = You will be held responsible for the accident.
Polis seni kazadan sorumlu tutacak. = Kazadan sorumlu tutulacaksın.

They painted the walls yellow. = The walls were painted yellow.
Duvarları sarıya boyadılar. = Duvarlar sarıya boyandı.

Etken cümlede belirtilen nesnenin yaptığı fiili anlatan cümleler edilgen yapılırken to eklenir. Bu kuralın tek istisnası let fiilidir:

They made him tell them everything. = He was made to tell them everything.
Ona her şeyi anlattırdılar. = Ona her şey anlattırıldı.

We saw the police car stop. = The police car was seen to stop.
Polis arabasının durduğunu gördük. = Polis arabasının durduğu görüldü.

We haven't heard him tell a lie. = He hasn't been heard to tell a lie.
Onun yalan söylediğini duymadık. = Onun yalan söylediği duyulmadı.

They let their daughter buy a car. = Their daughter was let buy a car.
Kızlarının araba almasına izin verdiler. = Kızlarının araba almasına izin verildi.

Yukarıdaki cümle her ne kadar gramatik olarak doğru ise de, kullanımda pek tercih edilmez. Çünkü let sözcüğü, edilgen yapıda pek kullanılmaz. Onun yerine be allowed to tercih edilir:

Their daughter was allowed to buy a car.

Emir cümlelerinin edilgen yapılması

İngilizcedeki emir cümleleri edilgen yapılırken, etken cümledeki hangi sözcük nesne olarak kullanılacaksa, edilgen çatı ona göre biçimlenir:

They wanted me to clean the house. = I was wanted to clean the house.
Evi temizlememi benden istediler. = Evi temizlemem benden istendi.

They wanted me to clean the house. = They wanted the house to be cleaned.
Benden evi temizlememi istediler. = Evin temizlenmesini istediler.

The teacher told me to be silent. = I was told to be silent.
Öğretmen sessiz olmamı istedi. = Sessiz olmam istendi.

Gerund’ların edilgen yapılması

I remember my father taking me to the cinema. = I remember (my) being taken to the cinema.
Babamın beni sinemaya götürdüğünü hatırlıyorum. = Sinemaya götürüldüğümü hatırlıyorum.

Women enjoy being given presents.
Kadınlar, kendilerine armağan verilmesinden hoşlanırlar.

The student resents having been punished for nothing.
Öğrenci, yok yere cezalandırılmış olmaktan üzüntü duyuyor.

She likes being taken out to dinner.
Yemeğe çıkarılmak hoşuna gidiyor.

İngilizcede kimi fiiller etken cümle yapısında olmalarına karşın edilgen anlam taşırlar:

My car drives comfortably.
Arabamın kullanımı rahattır. 

This dress doesn’t wash.
Bu giysi yıkanmaz. 

The pub closes at 12 p.m.
Bar gece 12’de kapanır. 

His new book is selling badly.
Yeni kitabı kötü satıyor. 

Need, require, want eylemlerinden sonra gelen fiil eğer -ing almışsa cümle edilgen anlam kazanır: 

The car wants washing.
Arabanın yıkanması gerek. 

The house requires cleaning.
Evin temizlenmesi lazım. 

The chair needs polishing.
Sandalyenin cilalanması gerekiyor.

Edilgen çatıda be fiili yerine get çok sık kullanılır. Her iki cümlenin de çevirisi aynıdır:

The detective caught the burglar. = The burglar was caught. = The burglar got caught.
Dedektif hırsızı yakaladı. = Hırsız yakalandı. 

İngilizcede birçok cümle people, everybody, one, someone gibi öznelerle kurulur. Kim olduğu kesin olarak belli olmayan bu tür öznelerle kurulan cümleler, edilgen çatıyla başlatılabilir:

People know that Shakespeare wrote the play. = It is known that Shakespeare wrote the play.
İnsanlar, oyunu Shakespeare’in yazdığını biliyorlar. = Oyunu Shakespeare’in yazdığı biliniyor. 

Everybody assumes that he is innocent. = It is assumed that he is innocent.
Herkes onun masum olduğunu varsayıyor. = Masum olduğu varsayılıyor. 

It is reported that another earth satellite has been put into orbit.
Bir başka uydunun daha yörüngeye sokulduğu bildiriliyor. 

It is rumoured that he escaped to Germany.
Almanya’ya kaçtığı söyleniyor. 

It is known that he is an honest man.
Dürüst bir adam olduğu biliniyor. 

It is supposed that the news is true.
Haberin doğru olduğu sanılıyor.

Bu tarz cümlelerle kullanılan başka eylemler de (admit, claim, believe, mean, say, see, understand, expect, fear, think, state, presume, consider) vardır. Bu eylemler içinde iki türlü edilgen yapılabilenler de bulunmaktadır:

People think that he is afraid of dogs.
İnsanlar, onun köpeklerden korktuğunu sanıyor.

1) It is thought that he is afraid of dogs.
2) He is thought to be afraid of dogs.
Köpeklerden korktuğu sanılıyor./Köpeklerden korkuyormuş.

They say that he married a rich old woman.
Yaşlı zengin bir kadınla evlendiğini söylüyorlar. 

1) It is said that he married a rich old woman.
2) He is said to have married a rich old woman.
Yaşlı zengin bir kadınla evlendiği söyleniyor./Yaşlı zengin bir kadınla evlenmiş.

Önceki: PARTICIPLES
Sonraki: PHRASAL VERBS