QUANTIFIERS

İngilizcede kullanılan, miktar belirten önemli kelimeler (quantifiers) aşağıda alfabetik sırada verilmiştir:

A couple of

“Birkaç, bir iki” anlamına gelip sayılabilen çoğul isimlerle kullanılır:

I met a couple of interesting people at the party. (Partide bir iki ilginç insanla tanıştım.)

A good deal of, a great deal of & a great amount of

“Çok, epey ” anlamındaki bu ifadeler sayılamayan isimlerle kullanılırlar:

A great amount of money was wasted. (Epey para boşa gitti.)
A great deal of time and effort has gone into making the software reliable. (Yazılımı güvenli hâle getirmek için epey zaman ve çaba harcandı.)
The new law met with a good deal of opposition. (Yeni yasaya epeyce muhalefet yapıldı.)

A good many & a great many

Her iki ifade de, sayılabilen çoğul isimlerle kullanılıp “birçok” anlamına gelir:

A good/great many people who voted for him in the last election will not be doing so this time. (Son seçimde ona oy veren birçok kişi bu sefer ona oy vermeyecek.)

A large number of

“Birçok, epey” anlamındaki bu ifade sayılabilen çoğul isimlerle kullanılır. Dolayısıyla fiil de çoğuldur:

A large number of problems have to be solved. (Birçok sorunun çözülmesi gerekir.)

A load of & loads of

“Çok, birçok, bir sürü” anlamındadırlar. Hem sayılabilen isimlerle hem de sayılamayan isimlerle kullanılırlar. Sayılabilen isimler çoğul olmalıdır:

You need loads of patience to look after children. (Çocuklara bakmak için çok sabırlı olmalısın.)
A load of people came to the wedding. (Düğüne bir sürü insan geldi.)

A lot of & lots of

“Birçok” anlamına gelen bu iki ifade, hem sayılabilen çoğul isimlerle hem de sayılamayan isimlerle kullanılırlar. Kullanılan isim çoğulsa fiil de çoğul, tekilse fiil de tekil olur:

A lot of time is needed to learn a language. (Dil öğrenmek için çok zaman gerekir.)
Lots of patience is needed to learn a language. (Dil öğrenmek için çok sabır gerekir.)
A lot of my friends want to emigrate. (Birçok arkadaşım göç etmek istiyor.)
A lot of rain fell in Madrid last night. (Dün gece Madrid’e çok yağmur yağdı.)

A number of

1. “Birtakım, çok sayıda” anlamındadır. Kendisinden sonra çoğul isim gelir ve fiil çoğul olur:

A number of students are waiting to see the principal. (Birtakım öğrenciler/Çok sayıda öğrenci, müdürü görmek için bekliyorlar.)

2. Great, large, small gibi sıfatlarla da kullanılır:

A small number of people live in luxury in South Africa. (Güney Afrika’da az sayıda insan lüks içinde yaşıyor.)
A large/great number of people live in poverty in Somali. (Somali’de çok sayıda insan yoksulluk içinde yaşıyor.)

3. Quite a number of ifadesi “çok sayıda” anlamına gelir:

Quite a number of paintings have been sold. (Çok sayıda/bir sürü tablo satıldı.)

4. The number of ifadesi ise, “…nın sayısı” anlamına gelir ve tekil fiillerle kullanılır:

In the last 20 years, the number of internet users has risen by 50%. (Son 20 yılda internet kullanıcılarının sayısı %50 arttı.)

All

1. “Hepsi, tamamı, tüm, tümü” gibi anlamlara gelen all, hem sayılabilen çoğul isimler (plural countable nouns) hem de sayılamayan isimlerle (uncountable nouns) kullanılır:

I will buy all these books. (Bu kitapların hepsini alacağım.)
All imported timber must be chemically treated against disease. (İthal edilen tüm kereste, hastalığa karşı kimyasal olarak işlemden geçirilmelidir.)

2. All, aynı zamanda bir zamir (pronoun) olduğu için all of ve all the biçimlerinde de kullanılır:

All of my friends live in İstanbul. (Arkadaşlarımın hepsi İstanbul’da oturuyor.)
She has eaten all the biscuits. (Bütün bisküvileri yemiş.)

3. Bir isimden ya da zamirden sonra da gelebilir:

She had $2000 under the bed and the thieves took it all. (Yatağının altında 2000 doları vardı ve hırsızlar hepsini aldı.)
The cast all lined up on stage to take their bow. (Oyuncuların hepsi selam vermek için sahnede dizildiler.)

Any

1. Çoğunlukla olumsuz cümleler ile soru cümlelerinde, sayılamayan isimler (uncountable nouns) ve sayılabilen çoğul isimlerle (plural countable nouns) kullanılır. “Hiç” anlamına gelir:

Have you got any matches? (Hiç kibritin var mı?)
I don’t think there’ll be any snow this Christmas. (Bu Noel’de kar yağacağını sanmıyorum.)

2. Belirsiz olan tekil bir isimle de kullanılabilir:

Any dictionary will give you the meaning of these words. (Herhangi bir/Hemen hemen her sözlük bu kelimelerin anlamını verir.)
Any advice that you can give me would be greatly appreciated. (Bana verebileceğin her öğüt çok makbule geçer.)

3. These, my, the gibi kelimelerle any of biçimiyle kullanılır:

I couldn’t understand any of the lectures. (Derslerin/Konferansların hiçbirini anlayamadım.)
Is there any of that lemon cake left? (O limonlu pastadan kaldı mı?)
I haven’t seen any of his films. (Filmlerinden hiçbirini görmedim.)

4. Any of’dan sonra çoğul bir isim ya da zamir geliyorsa, fiil tekil de olabilir çoğul da olabilir:

If any of your friends is/are interested, let me know. (Arkadaşlarından herhangi birisi ilgilenirse haberim olsun.)

Both

1. “Her ikisi de” anlamına gelir ve çoğul isimlerle kullanılır:

Both children were happy with their presents. (Her iki çocuk da armağanlarına sevindiler.)
I think it’s important to listen to both sides of the argument. (Bence tartışmanın her iki tarafını da dinlemek önemlidir.)

2. The, my, these gibi kelimelerle de kullanılır:

Both my parents are journalists. (Hem annem hem de babam gazeteci.)
Both the young women wanted to come. (Her iki genç kadın da gelmek istedi.)
Both these books have been recommended to me. (Bu iki kitap da bana önerildi.)

3. Of ile de kullanılır:

Both of us want to go. (İkimiz de gitmek istiyoruz.)
How was I to choose between the two? I loved both of them. (İkisi arasında nasıl tercih yapabilirdim ki? İkisine de bayıldım.)

Each & every

1. Her iki kelime de tekil isimlerle kullanılır. Aralarında anlam ve kullanım açısından farklılık vardır. Every, “her …” anlamına gelir ve söz konusu kişi ya da şeyle ilgili genelleme yapar. Yani all gibi, “-in tümü” anlamındadır. Each ise, bir gruptaki birey ya da şeylerin tek tek düşünüldüğünü anlatır. Türkçeye çevirirken “her bir …” demek daha doğru olur:

Every professional violinist practises for several hours a day. (Her profesyonel kemancı her gün saatlerce pratik yapar.) = Burada anlatılmak istenen, profesyonel kemancıların tümüdür.

The Queen shook hands with each player in turn after the game. (Kraliçe, maçtan sonra her bir oyuncunun sırayla elini sıktı.) = Burada anlatılmak istenen ise, her bir oyuncunun elinin tek tek sıkılmış olmasıdır.

2. Each, çoğul isimlerle kullanılmak koşuluyla each of biçiminde de kullanılır. Bu kullanımda fiil, tekil de olabilir çoğul da:

Each of the drawings is different. (Çizimlerin/Desenlerin her biri farklı.)
Each of the five satellites have their own orbit. (Beş uydudan her birinin kendi yörüngesi var.)

3. Ancak every, every of olarak kullanılmayıp every one of olarak kullanılır:

Every one of the rooms was occupied. (Odaların hepsi doluydu.) Every of the rooms… denmez.

Each de aynı biçimde kullanılabilir:

She gave each one of her grandchildren $100. (Torunlarının her birine 100 dolar verdi.)

4. Every, kimi çoğul isimlerle kullanılarak bir şeyin düzenli olarak tekrarlandığını anlatır:

Every four minutes a car is stolen in this city. (Bu kentte her dört dakikada bir araba çalınır.)
Every few kilometres we passed a burnt-out jeep or truck at the side of the road. (Her birkaç kilometrede bir, yolun kenarında yanmış bir cipin ya da kamyonun yanından geçtik.)

Either

1. İki kişi ya da şey arasında bir seçim yapmayı gerektirir. “İkisinden biri, ya o ya bu, bu da olur o da olur” anlamlarının yanı sıra “her ikisi de” anlamı da vardır. Tekil bir anlamı olduğu için tekil fiillerle kullanılır:

Unfortunately I was sitting at the table with smokers on either side of me. (Ne yazık ki her iki yanımda da sigara içenlerin olduğu bir masada oturuyordum.)
There is a staircase at either end of the corridor. (Koridorun her iki ucunda da merdiven var.)

2. Of ile de kullanılır. Bu durumda, kullanılan isim çoğuldur. Fiil, çoğunlukla tekil olursa da bazen çoğul da olur:

I don’t like either of the living-rooms. (Oturma odalarının ikisini de sevmiyorum.)
Adam just doesn’t care what either of his parents say/says. (Adam, annesinin de babasının da dediğine aldırmaz.)
Take one of the books on the table. Either of them will do. (Masadaki kitaplardan birini al. Hangisi olsa olur.)

Enough

1. Sayılabilen çoğul isimlerle ve sayılamayan isimlerle kullanılır:

Have you got enough money? (Sende yeterli para var mı?)
There aren’t enough plates in the cupboard. (Dolapta yeterli tabak yok.)

2. A, the, my, this, that, them gibi kelimelerle enough of biçiminde kullanılır:

They haven’t got enough of that yellow paint. (Onlarda, o sarı boyadan yeteri kadar yok.)
He didn’t buy enough of them. (Onlardan yeteri kadar almadı.)

3. Ancak, I’ve had enough of yapısında, of’dan sonra bu tip kelimelerin gelmesine gerek yoktur:

I’ve had enough of English. (İngilizceden bıktım/İngilizceden gına geldi.)

Few & a few

1. A few, “birkaç” anlamına gelirken few, cümleye olumsuzluk katar ve “hemen hiç, çok az” anlamı verir. Her ikisi de sayılabilen çoğul isimlerle (plural countable nouns) kullanılır:

There are a few cakes left over from the party. (Partiden arta kalan bir iki pasta var.)
The town has few cinemas. (Kasabada az sayıda sinema var.)

2. A few, quite ya da good kelimelerinden biriyle kullanılırsa “birçok” anlamına gelir:

I saw quite a few people with that hair-cut; it must be fashionable. (Böyle saçları olan birçok insan gördüm; moda galiba.)

Half

1. Half kelimesi, ya tek başına ya da of ile kullanılır:

He spends half (of) his time travelling. (Zamanının yarısını seyahat ederek geçirir.)
Roughly half (of) the class are Spanish. (Sınıfın hemen hemen yarısı İspanyol.)

2. Half (of) ifadesinden sonra tekil isim gelirse fiil tekil, çoğul isim gelirse fiil çoğul olur:

Half (of) my friends live in the USA. (Arkadaşlarımın yarısı ABD’de yaşıyor.)
Half (of) the money is mine. (Paranın yarısı benim.)

3. Miktar ve ölçü ifadelerinden sonra of kullanılmaz:

I live half a mile from here. (Buradan yarım mil uzakta oturuyorum.) = … half of a mile … denmez.
I just need half a loaf of bread. (Bana sadece yarım ekmek lazım.) = … half of a loaf … denmez.

4. Zamirlerden önce half of kullanılır:

A: Did you like the books? (Kitapları beğendin mi?)
B: I’ve only read half of them. (Onların sadece yarısını okudum.)

5. Eğer cümlenin anlamı açıksa half, kendisinden sonra isim gelmeden de kullanılabilir:

I’ve bought some chocolate. You can have half. (Çikolata aldım. Yarısını alabilirsin.)

6. A/an, genellikle half’dan sonra gelir. Ancak ölçü birimleriyle a/an, half’dan önce de gelebilir:

Could I have half a kilo of onions? (Yarım kilo soğan alabilir miyim?) = ya da … a half kilo … da denebilir.

Less

1. “Daha az” anlamındaki bu kelime, esas itibarıyla sayılamayan isimlerle (uncountable nouns) kullanılır:

We must try to spend less money. (Daha az para harcamaya çalışmalıyız.)
I eat less chocolate and fewer biscuits than I used to. (Eskiden yediğimden daha az çikolata ve bisküvi yiyorum.)

2. Konuşma dilinde less, çoğul isimlerle de kullanılır:

The company has sold less cars this year. (Şirket, bu yıl daha az araba sattı.)

Little & a little

Sayılamayan isimlerle (uncountable nouns) kullanılan bu kelimelerden little, cümleye “hemen hemen hiç” gibi olumsuz bir anlam katar. A little ise daha olumlu anlamda olup “biraz” demektir:

Her mother spread a little honey on a slice of bread. (Annesi, bir dilim ekmeğe biraz bal sürdü.)
The student had very little money left. (Öğrencinin çok az parası kaldı/hemen hemen hiç parası kalmadı.)

Many

1. “Birçok” anlamına gelen bu kelime, sayılabilen çoğul isimlerle (plural countable nouns) kullanılır:

She wrote many stories. (Birçok öykü yazdı.)
How many students are there in each class? (Her sınıfta kaç öğrenci var?)

2. Of ile de kullanılır:

Many of the students are from Japan. (Öğrencilerin çoğu Japon.)

3. Many a/an ifadesi, tekil bir isimle kullanılsa da“birçok” anlamındadır:

Many a good climber has met his death on this mountain. (Birçok iyi dağcı bu dağda ölmüştür.)
Many a man died in that battle. (O savaşta birçok kişi öldü.)

More

Hem sayılabilen çoğul isimlerle (plural countable nouns) hem de sayılamayan isimlerle (uncountable nouns) kullanılan bu kelime “daha çok, daha fazla” anlamındadır:

Would you like some more food? (Biraz daha yemek ister misin?)
More people live in Istanbul than in the capital. (İstanbul’da, başkenttekinden daha fazla insan yaşıyor.)

Most

1. “Birçok, çoğu” anlamına gelen bu kelime, hem sayılabilen çoğul isimlerle (plural countable nouns) hem de sayılamayan isimlerle (uncountable nouns) kullanılır:

Most sausages contain pork. (Birçok sosiste domuz eti var.)
He ignored most advice, and did what he thought best. (Çoğu öneriyi göz ardı etti ve kendince en iyi olanı yaptı.)

2. Aynı zamanda zamir (pronoun) olduğu için, most of biçimiyle de kullanılır. Ancak most the gibi bir kullanımı yoktur:

I had seen most of them before. (Onların çoğunu daha önce görmüştüm.)
In this school, most of the children are from China. (Bu okulda çocukların çoğu Çinli.)

Much

1. “Çok” ya da “fazla” anlamına gelen bu kelime, normal olarak soru ve olumsuz cümlelerde sayılamayan isimlerle (uncountable nouns) kullanılır:

I haven’t got much time. (Çok zamanım yok.)
I don’t earn much money, but I enjoy my work. (Çok para kazanmıyorum ama işimi seviyorum.)

2. Ancak so ve too ile birlikte olumlu cümlelerde kullanılabilir:

She spends so much time here. (Burada çok fazla zaman harcıyor.)
Mark isn’t coming to the cinema because he’s got too much work to do. (Yapacak çok işi olduğu için Mark sinemaya gelmiyor.)

3. Olumlu cümlelerde much yerine a lot of, plenty of kullanılabilir:

A lot of rain fell in İstanbul last night. (Dün gece İstanbul’a çok yağmur yağdı.)
They’ve always had plenty of money. (Her zaman çok paraları oldu.)

Neither

1. “Hiçbir” ya da “hiçbiri” anlamında olup tekil fiillerle kullanılır. Kendisi olumsuz olduğu için cümleyi de otomatik olarak olumsuz yapar:

Neither answer is correct. (Hiçbir yanıt doğru değil.)
We’ve got a difficult decision to make, because neither option is very pleasant. (Hiçbir seçenek çok uygun olmadığı için, önümüzde almamız gereken zor bir karar var.)

2. Of ile kullanıldığı zaman, fiil hem tekil hem de çoğul olabilir:

Neither of my brothers is/are married. (Kardeşlerimin hiçbiri evli değil.)
Neither of us was having any luck. (Hiçbirimizin şansı yoktu.)

No

Hem sayılabilen tekil isimlerle (singular countable nouns), hem sayılabilen çoğul isimlerle (plural countable nouns), hem de sayılamayan isimlerle (uncountable nouns) kullanılır. Kendisi olumsuz olduğu için cümleyi de otomatik olarak olumsuz yapar:

There was no chair for the old woman to sit on. (Yaşlı kadın için oturacak sandalye yoktu.)
No money was available for the operation. (Ameliyat için para yoktu.)
I have no free time this week. (Bu hafta (hiç) boş zamanım yok.)
We got no letters today. (Bugün mektup almadık.)

None

Of ile kullanılan ve “hiçbiri” anlamına gelen bu kelime, olumsuz olduğu için cümleyi de otomatik olarak olumsuz yapar. Çoğul isimlerle kullanıldığında fiil, ister tekil ister çoğul olur. Kelimenin none the gibi bir kullanımı yoktur:

None of my children have/has blonde hair. (Çocuklarımın hiçbirinin saçı sarı değil.)
None of the houses have/has a large garden. (Evlerin hiçbirinin büyük bahçesi yok.)
None of them came to the cinema. (Hiçbiri sinemaya gelmedi.)

Önemli Not…

None ve neither kelimeleri, birbirine karışan kelimelerdir. Eğer iki şey ya da kişiden söz ediliyorsa neither, ikiden fazla kişi ya da şeyden söz ediliyorsa none kullanılır:

None of his books have been published in Turkey. (Kitaplarından hiçbiri Türkiye’de yayımlanmadı.) = ikiden fazla kitabı olduğu anlaşılıyor.
Neither of his books have been published in Turkey. (Kitaplarından hiçbiri Türkiye’de yayımlanmadı.) = iki kitabı olduğu anlaşılıyor.

Other & another

1. “Bir başka, bir tane daha” anlamındaki another, tekil isimlerle kullanılır:

Would anyone like another piece of cake? (Bir kek daha isteyen var mı?)
We can fit another person in my car. (Benim arabaya bir kişi daha sığdırabiliriz.)

2. Another, aynı zamanda bir sayı ve çoğul isimle de kullanılabilir:

Just think, in another three months it’ll be summer again. (Düşünsene üç ay sonra yine yaz gelecek.)
I’ve got another two books to read. (Okuyacak iki kitabım daha var.)

3. “Başka, diğer, öteki” gibi anlamlara gelen other, çoğul isimlerle, the other ise hem çoğul hem de tekil isimlerle kullanılır:

I’ve got other things to do. (Yapacak başka işlerim var.)
Where is the other key for this cupboard? (Bu dolabın diğer anahtarı nerede?)
What did the other members of the group think about the proposal? (Grubun diğer üyeleri teklifle ilgili ne düşünüyordu?)

Plenty of

“Çok, birçok” anlamına gelen plenty of, hem sayılamayan isimlerle (uncountable nouns) hem de sayılabilen çoğul isimlerle (plural countable nouns) kullanılır:

We’ve got plenty of time. (Çok zamanımız var.)
Plenty of shops open on Sunday mornings. (Birçok mağaza pazar sabahları açar.)

Several

1. “Birçok, birtakım” anlamına gelen several, sayılabilen çoğul isimlerle kullanılır:

I’ve seen that film several times. (O filmi birçok kez gördüm.)
Several people have complained about the scheme. (Birçok kişi projeden şikâyet etti.)

2. Of ile de kullanılır:

Several of my friends are learning Chinese at language schools in China. (Birçok arkadaşım, Çin’deki dil kurslarında Çince öğreniyor.)

Some

1. Sayılamayan isimler (uncountable nouns) ve sayılabilen çoğul isimlerle (plural countable nouns) kullanılır ve “bazı, biraz, birkaç” anlamlarına gelir:

If you save some money each week, we can go on holiday. (Her hafta biraz para biriktirirsen tatile çıkabiliriz.)
Some children were playing in the park. (Birkaç çocuk parkta oynuyordu.)

2. Some, temel olarak olumlu cümlelerde kullanılıp sorularda kullanılmaz. Ancak karşı taraftan “evet” cevabı beklenilen teklif, ikram ve ricalarda kullanılabilir:

Would you like some tea? (Biraz çay ister misin?)
Could you give me some information? (Bana biraz bilgi verebilir misiniz?)

3. Belirsiz olan ya da bilinmeyen tekil bir isimle de kullanılır:

Some man at the door is asking to see you. (Kapıda adamın biri sizi görmek istiyor.)
They found the painting in some antique shop. (Tabloyu antikacının birinde buldular.)

4. These, my, the gibi kelimelerle some of biçimiyle de kullanılır:

Have some of my ice-cream. (Dondurmamdan biraz alsana.)
Some of the information has already been analysed. (Bilgilerin bir kısmı çoktan analiz edildi.)

5. Kimi cümlelerde “harika, mükemmel, büyük” anlamında kullanılır:

Wow, that was some dinner! (Üf be mükemmel bir yemekti!/Ne yemekti be!)
It would be some achievement if a person could make the journey to Mars and back. (Eğer bir insan Mars’a gidip dönebilirse, bu büyük bir başarı olur.)

Whole

1. “Tüm, bütün, tamamı” anlamlarına gelen whole, hem tekil hem de çoğul isimlerle kullanılır:

Kevin spent the whole winter at home. (Kevin, tüm kışı evde geçirdi.)
The whole country mourned his death. (Tüm ülke, onun ölümünün yasını tuttu.)

2. The whole of olarak da kullanılır:

The whole of his finger was bruised. (Parmağının tamamı morarmıştı.)

3. A whole, “bütün bir…” anlamına gelir:

He’s eaten a whole chicken. (Bütün bir tavuğu yedi.)

4. Burada whole ile all arasındaki farka da değinmekte yarar var. Örnekle anlatmaya çalışalım:

Diyelim ki bir yerde toplam 10 bina var ve bunlar deprem yüzünden hasar gördü. Eğer All the buildings have been destroyed dersek, 10 binanın 10’unun da hasar gördüğü anlaşılır. Burada, all the buildings “bütün binalar” demektir. Ama Whole buildings have been destroyed dersek, 10 binanın içinden bazı binaların tamamen hasar gördüğü anlaşılır. Burada whole kelimesini karşılayan kelime “tamamen” kelimesidir.

Önceki: PRONOUNS
Sonraki: QUESTION TAGS