The

“The”, isimlerden önce gelerek onları belirgin hâle getiren kelimedir. Birçok kullanım yeri vardır. En önemlilerini aşağıda sıraladık:

1. Eğer sayılabilen tekil bir isimden “herhangi bir” anlamında söz ediliyorsa “a” ya da “an” kullanırız. Ancak aynı isimden ikinci kez söz edilince “the” kullanılır:

I saw a woman in the street. The woman was crying. (Caddede bir kadın gördüm. Kadın ağlıyordu.)

Caddede kadını ilk defa gördük. Bizim için “herhangi bir kadın” olduğundan “a” kullandık. Ancak ikinci cümlede aynı kadından söz edince, kadın artık bizim için bilinen, bildiğimiz bir kadın oldu ve “the” kullandık.

2. Daha önce sözü edilen ya da karşı tarafça zaten bilinen/anlaşılan kişi ya da şeyleri anlatırken kullanılır. Genellikle “hangisini/hangilerini kastettiğimi biliyorsun” anlamına gelir:

Have you locked the door? (Kapıyı kilitledin mi?) = Hangi kapıdan söz ettiğimi biliyorsun: bizim kapı.
I’ll pick you up at the station. (Seni istasyondan alırım.) = İkimizin de bildiği istasyondan.
I’ve been to the dentist. (Diş hekimine gittim.) = Hangisine gittiğimi sen biliyorsun.
Have you fed the cat? (Kediye mamasını verdin mi?) = Bizim kedi.

Eğer kullanılan isimle ilgili bir genelleme yapıyorsak, article kullanılmayıp, sayılabilen isimler çoğul yapılır, sayılamayanlar ise yalın bırakılır. Genelleme, söz konusu isme “genelde/dünyadaki hepsi mi?” diye bir soru sorularak anlaşılır. Eğer cevap “evet” ise the konmaz, “hayır” ise the konur:

Lemons are sour. (Limon ekşidir.) = Bütün limonlar ekşi olduğuna göre burada bir genelleme var demektir. İngilizcede lemon kelimesi de sayılabilen isim olduğu için çoğul yapılır ve başına the konmaz.

Milk is white. (Süt beyazdır.) = Bütün sütler beyaz olduğuna göre burada da bir genelleme var demektir. İngilizcede milk kelimesi sayılamayan isim olduğu için çoğul yapılmaz ve başına the konmaz.

Şimdi bir isme the koyarsak ne anlama, koymazsak ne anlama gelir bir bakalım:

She likes honey. (Bal sever.) = Genelde bütün balları mı sever? Cevap “evet” olduğu için the yok ve honey, sayılamayan isim olduğu için tekil.
She ate the honey. (Balı yedi.) = Dünyadaki bütün balları mı yedi? Cevap “hayır” olduğu için the var.

3. Evrende tek olan ve dolayısıyla belirli olan şeylerle (the sun, the sky, the moon, the world, the earth …) kullanılır:

The sun rises in the east and sets in the west. (Güneş, doğudan doğar, batıdan batar.)
We observe changes in the world’s climate. (Dünya ikliminde değişimler gözlemliyoruz.)
The moon goes round the earth. (Ay, dünyanın etrafında döner.)
The sky was full of stars. (Gökyüzü yıldız doluydu.)


4. Vücudumuzla ya da organlarımızla ilgili ifadelerde kullanılır:

He has a gunshot wound in the neck. (Boynunda kurşun yarası var.)
I hit him in the stomach. (Midesine vurdum.)
My brother was shot in the leg. (Kardeşim bacağından vuruldu.)


5. "Hospital, church, school, college, university, prison" gibi isimlerden önce kullanılırsa, “bina” kastedilir ve bu yerlerde asıl amaç dışında bulunulduğu anlaşılır. Ancak bu yerlerde asıl amaçları için bulunulduğunu anlatmak istiyorsak, bu isimlerden önce the kullanmamalıyız:

My son goes to school. (Oğlum okula gidiyor.) = Okuyor; orada öğrenci.
My mother went to the school to see the principal. (Annem, müdürü görmek için okula gitti.) = Burada okul binası kastediliyor.

My grandfather is in hospital. (Büyükbabam hastanede.) = hasta olarak.
She left her purse in the hospital when she was visiting Sally. (Sally’yi ziyaret ettiğinde çantasını hastanede unuttu.) = binanın içinde.

Bununla birlikte Amerikan İngilizcesinde the, asıl amaç için bulunulduğunda bile hospital ve university kelimeleriyle kullanılır:

I was unhappy at the university. (Üniversitede mutsuzdum.)
He was admitted to the hospital with minor head injuries. (Başındaki hafif yaralardan dolayı hastaneye yatırıldı.)


6. Tarihlerle ve belli zaman dilimleriyle kullanılır:

1990s (1990’lar)
the seventies (yetmişler)


7. Deniz, okyanus, nehir, çöl, ada, takımada, sıradağ, kanal, boğaz, otel, sinema, tiyatro, müze, sanat galerisi ve organizasyon isimleriyle kullanılır:

Pacific Ocean (Pasifik Okyanusu)
The Black Sea (Karadeniz)
Nile (Nil Nehri)
The Sahara (Sahra Çölü)
The Alps (Alp Dağları, Alpler)
Suez Canal (Süveyş Kanalı)
The Grand Hotel (Grand Oteli)
Odeon (Odeon Sineması)
The United Nations (Birleşmiş Milletler)
Eiffel Tower (Eyfel Kulesi)
Bering Strait (Bering Boğazı)


Kıta, ülke, eyalet, il, kasaba, cadde, göl ve tekil dağ isimleriyle the kullanılmaz:

Africa (Afrika)
Turkey (Türkiye)
Texas (Teksas)
Oxford (Oxford)
Road (Willow Yolu)
Lake Michigan (Michigan Gölü)
Everest (Everest)
Kilimanjaro (Kilimanjaro


Ancak bazı istisnalar vardır:

The United States (Amerika Birleşik Devletleri)
The United Kingdom (Birleşik Krallık)
The Netherlands (Hollanda)
The Sudan (Sudan)
The Lebanon (Lübnan)
The Hague (Lahey)


Ayrıca, ay ve gün isimleriyle de kullanılmaz:

I was born in April. (Nisanda doğdum.)
See you on Monday. (Pazartesi görüşürüz.)


8. Gazete isimleri genellikle "the" ile kullanılır:

The Times
The Washington Post
The Guardian


9. Sıfatların en üstünlük (superlative) hâlleri ile first, second, next, last, only, same gibi kelimelerden önce kullanılır:

What’s the highest mountain in Europe? (Avrupa’daki en yüksek dağ hangisidir?)
I shall never forget the first time we met. (İlk tanıştığımız zamanı hiç unutmayacağım.)
This is the only smart dress I’ve got. (Elimdeki tek şık giysi bu.)


10. Belli sıfatların önüne gelerek onlara çoğul anlam katar. Bu tür sıfatlar özne durumunda ise daima çoğul fiil kullanılır:

The Japanese eat a lot of seafood. (Japonlar, çok deniz ürünü yerler.)
The Irish have their own language. (İrlandalıların kendilerine ait dilleri vardır.)
He’s collecting money for the blind. (Görme engelliler için para topluyor.)


11. Çoğul soyadlarından önce kullanılarak o aileyi anlatır:

My sister has been living with the Wilsons for two years. (Kız kardeşim, iki yıldır Wilson’larla (Wilson ailesiyle) yaşıyor.)
The Schmidts are coming to dinner on Sunday. (Schmidt’ler, pazar günü yemeğe geliyorlar.)


12. Dans isimlerinden ve “çalmak” kastediliyorsa müzik aletlerinden önce kullanılır:

Brian started playing the piano when he was only nine years old. (Brian, daha dokuz yaşındayken piyano çalmaya başladı.)
Can you do the waltz? (Vals yapabilir misin?)


Ancak müzik aletini bir eşya olarak anlatmak istiyorsak the kullanmayız:

We are going to buy a piano. (Bir piyano alacağız.)

13. Televizyondan bir eğlence aracı olarak söz ediyorsak ya da programları kastediyorsak the kullanmayız:

Do you often watch television? (Sık sık televizyon seyreder misin?)
What’s on TV? (Televizyonda ne var?)


Ancak televizyondan “alet” ya da “eşya” olarak söz ediyorsak the kullanırız:

There is a vase on the TV. (Televizyonun üzerinde bir vazo var.)

14. "Radio, cinema" ve "theatre" kelimeleriyle the kullanılır:

I always listen to the radio while I’m driving. (Araba kullanırken hep radyo dinlerim.)
I love going to the cinema. (Sinemaya gitmeye bayılırım.)


Ancak bu kurumlardan sanatsal anlamda ya da meslek anlamında söz ediyorsak the atılabilir:

Cinema is different from theatre in many ways. (Sinema, tiyatrodan birçok bakımdan farklıdır.)
George has worked in radio all his life. (George, bütün hayatı boyunca radyoda çalışmıştır.)


15. İcatlarla kullanılır:

Life would be harder without the telephone. (Telefon olmasaydı hayat zor olurdu.) = Burada kastedilen, belli bir telefon değil, dünyadaki tüm telefonlardır.
The ball-point pen was invented by Ladislo Biro in 1938. (Tükenmez kalem, 1938’de Ladislo Biro tarafından icat edildi.) = Burada kastedilen, belli bir tükenmez kalem değil, dünyadaki tüm tükenmez kalemlerdir.

Alıştırmalar

Aşağıdaki boşluklarda gereken yerlere “the” koyun. Gerekmiyorsa boş bırakın. Cevapları bir kâğıda yazın ve sonra alıştırmanın altındaki cevaplar butonuna basın.

1. They are watching _______ television at the moment.
2. What is _______ capital of Russia?
3. He loves _______ honey.
4. Let’s go to _______ cinema.
5. Excuse me. Where’s ______ nearest pharmacy?
6. She lives in _______ United Kingdom.
7. He always reads ______ Guardian.
8. Sinop is on ________ Black Sea.
9. We want to travel around _______ world.
10. I eat _______ cheese for breakfast.
 
  • Cevaplar
    1. They are watching television at the moment.
    2. What is the capital of Russia?
    3. He loves honey.
    4. Let’s go to the cinema.
    5. Excuse me. Where’s the nearest pharmacy?
    6. She lives in the United Kingdom.
    7. He always reads the Guardian.
    8. Sinop is on the Black Sea.
    9. We want to travel around the world.
    10. I eat cheese for breakfast.